Karar kabul etmemiz hakkında 6 ilginç şey

fikirler, karar kabul etme, düşünme

Bir araştırmaya göre teşhis koyarken kendisinden "tamamen emin" olan doktorlar 40% oranda hata yapartığı, bir grup öğrenci değerlendirme yaparken, kendi hata yapma ihtimallerini 1% belirledikleri halde, onların 27% hata yaptıkları belirlendi. Biz kendi iddialarımıza aşırı çok inanıyoruz.

Biz bir onaylayıcı bilgilere inanmaya inkâr eden bilgilerden 2 kat daha fazla eğilimliyiz. Bazen bilgi topladığımızı zannediyoruz, aslında mevcut fikre destek veriyoruz. Herhangi bir fikrin gerçek olmasını istediğimizde bu isteğimizi doğrulayan bilgi topluyoruz, aksini değil.

Doğru kararlara götüren ilk adım - "evet ya hayır" yaklaşımına güvensizlik ile yaklaşmaktır. Bu cümleyi duyunca dar çerçevede takılıp, takılıp takılmadığınızı düşünmeye başlamalısınız. Daha geniş aramalar için güç sarf etmeye hazırsanız, bu zaman genellikle en sonda, önce sandığımızdan daha fazla seçenek ile karşılaşıyoruz.

Duygularımızı kontrol etmeğe yardımcı olabilecek alet Suzy Welch tarafından keşfedildi. Bu kurala 10/10/10 denir. Bu kuraldan kullanmak için kendi kararlarımız üç farklı çerçevede gözden geçirmeliyiz. 10 dakikadan sonra bu karara nasıl yaklaşacağım? Peki 10 ay sonra? Peki 10 yıl sonra? Üç zaman çerçevesi - kendi kararlarımız belli miktarda dışarıdan bakmaya zorluyor.

Fikir ayrılığı düşünün. General Motors şirketinin Başkanı ve CEO'su Alfred Sloun bir kez toplantıyı bu soru ile yarıda keser: "Beyler, ben öyle düşünüyorum ki, biz hepimiz bu kararla razıyız?" Konferansın tüm katılımcıları başları ile bu soruyu onaylar. Bu zaman Sloun der: "O halde, zamanla anlaşmazlıklar bulmak için bu sorunun bir sonraki tartışmalarını erteliyoruz. Belki, o zaman kararın asıl öneminin ne olduğunu anlaya bildik".

Hayat bize "şu veya diğerini seç" deyince bu soruyu sorma cesaretine sahip olmalıyız: "Belki, her ikisi?!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder